Antep Elleri

Urfa'nın boğucu sıcağından kurtulmak için kendimi Gaziantep'e attım. Urfa'dan batı tarafına otobüslerde hiç yer bulamadım, belki Antep'te bulurum umuduyla geldim Gaziantep'e. Otogarda sorduğumda yine bilet olmadığını öğrendim ve gelmişken şehri gezmeye karar verdim. Aslında Gaziantep de görmeyi istediğim kentlerden biriydi, lakin sıcaklardan bunaldığım için artık serin yerlere gitme ihtiyacında olduğumdan yine vazgeçiyordum neredeyse.

Bir dolmuşa binerek tarihi Bakırcılar Çarşısı'na gittim, Tütüncü Hanı'na oturdum. Kentleri, kentlerdeki hanları solumayı, karakterlerini çözmeyi çok seviyorum. Burnumda baharat, nargile, kahve kokuları, kulaklarımda gençlik dönemlerimde dinlediğim türküler...Doğu gezisi boyunca dinlediğim türküler gençlik yıllarımı hatırlattı bana hep. İyi ki gelmişim Antep'e, Anadolu Jam grubundan da yuvamı bulunca keyfime diyecek yoktu.

Tütüncü Hanı

Antika mataralar
Antep'te de yine diğer şehirlerde olduğu gibi çok güzel insanlar biriktirdim. Anadolu Jam'den henüz tanışmadığım Hülya'nın ailesinin evinde kaldım. Yine beni hiç tanımadan evlerini, yüreklerini açan insanlar tanıdım. Hülya'nın kardeşi Sema ile gönül yoldaşlığı yaptık Antep ellerinde. Onun ses tonuna, hikaye anlatıcılığına hayran kaldım. Sema'nın şiir kitaplarının ve hiç duymadığım romanlarının yer aldığı ilgi çekici kütüphanesinin olduğu ferah odasında birlikte kah susarak kah sohbet ederek günler geçirdik. Sema'nın ailesini tanımaktan da çok keyif aldım, annesinin yaptığı  içli köftelerin, kebapların, dolmaların, sarmaların lezzeti hala damaklarımda. 

Tüm Türkiye'deki genel yakıcı sıcaklara Antep'teyken denk geldim ve bazı günler evden hiç çıkmadım bu yüzden. Yine de sıcaklara rağmen iyi gezdim diyebilirim. Zeugma Müzesi, Ermeni yerleşim yeri olan Bey Mahallesi, tekrar tekrar Bakırcılar Çarşı'sı Antep'te ziyaret ettiğim yerler oldu. Zeugma Müzesi'nde gördüğüm mozaikler beni büyüledi. Çoğu da çalınmış mozaiklerin, kocaman mozaiklerin ortasını boş görünce çok üzüldüm. Bir kısmı da sular altında kalmış, ah Anadolu'm... Evde kaldığım günlerde ise, Sema'nın yazmam konusunda beni motive etmesiyle çoktandır yazamadığım yazılarımı yazdım bloguma. Bu bana iyi hissettirdi, teşekkürler Sema. Sema, beni motive etmekle kalmayıp blogumdaki tüm yazıları okuyup bir de geri bildirim yaptı. Bu beni daha da sevindirdi. 
Gaia Mozaği


Ünlü Çingene Kızı Mozaği


Tanrıçalar her yerde
Bir gün de Sema ile Bey Mahallesi'ndeki Papirüs Kafe'ye gittik. Papirüs Kafe'ye giderseniz yukarıdaki eski Ermeni evini görmeden gitmeyin, duvarlarındaki resimlere ve dolaplardaki desenlere hayran kaldım. Ardından Ekin Kafe'de koruk, tuz ve biberin bir kapta çalkalayarak terletme yaptık, Yılmaz Abi'nin koruktan yaptığı meyve suyundan tattık. Sema'nın hoş sohbeti, esprileri Antep sokaklarında sıcaktan pişmiş sokaklara bir serinlik getiriyordu sanki. Sema, beyaz tenli, yumuşak yürekli, can kadın, sen masallar anlat, senin sesini duymak isteyen ne çok insan vardır eminim.


Sema ve ben

Papirüs Kafe'nin yukarısındaki Ermeni evi merdivenlerinde
Bey Mahallesi'nde bir ara sokak, sokakta bir çocuk

Bey Mahallesi'nde Papirüs Kafe

Birkaç gün sonrasına Bursa'ya gitmeye karar veriyorum oradan da Yalova'ya, dergaha geçmem kolay olur diye. Ve bulduğum bileti kaçırmamak için hemen alıyorum. Gruplara yazmama rağmen kimse çıkmıyor Antep'ten, henüz hiç kullanamadım o grupları da, ama umut ediyorum ki bir gün kullanacağım. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hindistan'da Tek Başıma ilk Tren Yolculuğum

Hindistan Aşkı Üzerine Karalamalar

Yalova Dergah