Hindistan Aşkı Üzerine Karalamalar
Hiç Aşık oldum mu, ilk aşka düştüğümde kaç yaşındaydım, daha sonra aşık oldum mu, şimdiye kadar aşk sandıklarım aşk mıydı ya da Aşk neydi gerçekten? Bu soruların cevabını hala veremiyorum. Lakin bildiğim bir şey varsa o da bu kez birinden ziyade bir ülkeye aşık olduğum. Bir ülkeye aşık olmak nasıl bir şeydir, hiç bir ülkeye aşık oldunuz mu? Bu soruların cevaplarını da bilmiyorum. Sadece şunu diyebilirim ki her zerremle Aşkı hissediyorum Hindistan topraklarında. Her geçen gün damla damla birikiyor içimde bu diyarların Aşkı. Aşığım Hindistan'ın dansına, kültürel çeşitliliğine, müziğine, insanlarının duygularını dibine kadar yaşamasına...
Dünyada onlarca güzel diyar olmasına rağmen bu ülkeye olan yoğun ilgim gerçekten şaşırtıyor beni. Insanlarla sohbet esnasinda Hindistan'in benim ilk yurtdışı deneyimim olduğunu duyduktan sonraki yuzlerindeki şaşkınlık dolu ifadeyi görmeye de bayılıyorum. Ardından çok cesur olduğuma dair kutlamalarla dolu birtakim cümleler duyuyorum. Bir yandan ilk kez kendi ülkem dışında bir yerde yaşıyor olmanın tadını alan yüreğim başka başka diyarları da görmek istiyor. Bir yandan da burada uzun uzun yaşayasım var.
Dünyada farklı bir ülke görmenin bende bu kadar köklü bir değişim yaratacağını hayal edemezdim. Gördüklerimden sonra bir daha aynı ben olmak ne mümkün. Jodhpur'da otobüs durağında beklerken elleri ve kolları olmayan ve ancak sürünerek yürüyebilen adamla uzun uzun bakıştıktan, Kolkata'da yoksulluğun, pisliğin içinde sokaklarda yatıp kalkan evleri olmayan onlarca insanı gördükten, zengin ile fakir arasındaki devasa uçurumu iliklerime kadar hissettikten sonra bir daha aynı ben olmak ne mümkün. Dünyanın her yanından bir sürü insanla tanışıp onların hikayelerini dinledikten, bir düğün töreninde sanki kendi akrabalarımın düğünündeymişim gibi hissettiren insanlarla tanıştıktan, çocuklarla sahnede Bollywood şarkısında dans ettikten sonra bir daha aynı ben olamazdım herhalde.
Benim için dünyada tonlarca yer görmek önemli değil, önemli olan oranın ruhunu iliklerime kadar hissedebilmek. Bunun yolunun da insanlarla bağ kurmaktan geçtiğini düşünüyorum. Böyle olduğunda yolculuk daha bir anlam kazanıyor benim nazarımda. Hindistan'da yaşadığım iki aylık süreçte güler yüzün birçok kapıyı nasıl da kolayca açtığını ve kalpleri yumuşattığını gördüm. Bunun yanı sıra güler yüzün insanlar tarafından nasıl da suistimale açık olduğunu da gördüm. Hindistan hakkında muhtemelen duyduğunuz olumsuz şeyler vardır. Ancak, dünyanın her yerinde böyle olumsuzlukların yaşanabileceğini düşünüyorum. Gerçekçi olmak gerekirse burada bu olumsuzlukları yaşama ihtimaliniz diğer yerlere göre belki birkaç tık fazla olabilir. Herkese elbette güvenmemek gerektiği, özellikle yalnız gezen bir kadınsanız biçok konuda dikkatli olmanız gerektiği aşikar. Benim söylemeye çalıştığım şey ise şöyle bir şey. Bunca tezatlığına, yaşam koşullarının alıştığım ölçütlerden farklı olmasına, sürekli yabancıları yolmaya çalışmalarına, birkaç kez dolandırılmama, erkeklerinin (özellikle dükkan sahiplerinin -genelleme yapmakta sakınca görmüyorum burada şimdiye kadar izlenimim bu yönde) beyaz derili yabancı kadınlara seks objesi olarak yaklaşmalarına rağmen bu diyara karşı olan hislerim her geçen gün içimde lotus çiçeği gibi büyüyor. Hay Allahım gel de çık şimdi bu Aşkın içinden:) Sürprizleri bol Hindistan bakalım ne planların var benimle ilgili.

Yorumlar
Yorum Gönder