Hindistan'da Tek Başıma ilk Tren Yolculuğum
Dans kursundan ayrılmaya karar verince bir süre nereye gideceğimi araştırmaya başladım. Bu süreçte bir sürü arkadaşımla görüştüm. En sonunda ise bulunduğum şehre trenle yaklaşık 7 saat uzaklıktaki West Bengal'de yer alan Kolkata şehrine gitmeye karar verdim. Niye böyle bir karar verdiğimi şimdi hiç anlayamıyorum, ama arkadaşlarımın önerilere kulak verdim ve bir karar verebilmis olmak da iyi gelmisti.İlk kez tren yolculuğu yapacağım için yine bir hayli stres yaptım. Ama her zaman olduğu gibi bir kez daha korkularımın yersiz olduğunu gördüm. Trenin raylarda çıkardığı sesi dinlerken bir yandan da onumde uzayip giden tarlalari, tarlada calisan ciftcileri, suda oynayan çocuklari izlemenin keyfine doyum olmadı. Yanımdaki yaramaz Hint güzeli küçük kız Mandi ile de arada oynaşarak ilk tren yolculuğumu gerçekleştirmiş oldum.
Kolkata'da Hindistan'da bir gezgin grubundan tanıştığımız arkadaşlarım Debu ve Anusua'nın evlerine misafir olacaktım. Orissa'dan sonra ilk kez kendi kurduğum bağlantılarla bir aileye konuk olma fikri gerçekten beni heyecanlandırmıştı. Kolkata, Hindistan'ın büyük şehirlerinden biri, kültürel açıdan çok gelişmiş. Hint Müzesi (Indian Museum) eğer giderseniz mutlaka görülmesi gereken bir müze. Bu müzeye giriş fiyatı da yabancılar için 500 rupi. Bunun dışında yine ziyaret edilecek çok yer var elbette, ancak seçimleriniz neye ihtiyacınız olduğuna göre değişiyor. Yazımın başında da belirttiğim gibi benim büyük şehir görme gibi bir ihtiyacım yokmuş mesela. Ancak; Anusua ve Debu'yu tanımış olduğum, onlarla ve ailesiyle zaman geçirdiğim için minnettarım. Kendimi gerçekten bir kez daha evimde hissettim. Üzerime titrediler desem hiç abartmış olmam. Debu ve Anusua dağcılık ile ilgileniyorlar ve çeşitli rotalara trekking düzenliyorlar. Gezginseniz ve Kolkata'ya yolunuz düşerse bir gün, tanışmanız gereken isimler Anusua ve Debu diye kalıbımı basarım.
Bu arada Kolkata'da ilk günümde ziyaret ettiğim yerler arasında polis istasyonu da bulunuyor. Burayı da görmeden olmaz dedim ve birkaç saatimi istasyonda geçirdim. Olay şöyle seyretti: Bir tapınağı ziyaretimiz esnasında ben görmedim ama bir adam Anusua ve benim videomu çekmiş. Bunun üzerine Anusua ve Debu şikayetçi oldular ve toplumun bu tarz olaylara tepki göstermesi gerektiğini düşündükleri için olayın üzerine gittiler. O an dünyadaki tüm kadınlar için öyle üzüldüm ki, özellikle de Hindistan'daki kadınlar için. Bir yandan ilk gün böyle bir deneyim yaşadığım için garip hissediyordum bir yandan içimde fırtınalar kopuyordu. Birkaç saat bekledikten sonra dilekçe yazıp şikayetçi olduk ve sonuçta adam ceza almadı, bir daha yaparsa ceza alacağına dair imza almış olduk. Ve polis ofisinde gördüğüm manzaralar aslında Türkiye'den çok da farklı sayılmazdı. Şikayetlerini dile getirmeye gelmiş insanlara bağıran polisler, saatlerce beklemeler, bir sonuç alınamaması. O an bir kez daha sordum neden geldim diye. Yaşanan bu tatsız olayı bir daha konuşmadık ve akşam hala bir miktar kalmış olan Tarhana çorbasını pişirip bir güzel içtik.
Bir akşam Debu'nun arkadaşları beni ziyarete geldi. Hep birlikte Bengalce şarkılar söyledik, ben de çok sevdiğim Süper Baba dizisinin müziklerinden dostluk ile ilgili olan şarkıyı söyledim. Şarkının sözleri şöyle:
"Özgürlük, uçsuz bucaksız bir ülke
Sevgin ışık tutmazsa yolumu bulamam ki
Mutluluk uzansam dokunacak kadar yakın
Dostlarım olmazsa tanıda varamam ki"
Bu şarkıyı dostlarla birlikte olduğumda söylemeyi öyle çok seviyorum ki. Dillerin, dinlerin önemini yitirdiği yalnıza kalplerin konuştuğu bir ortamdı. Eriyip karıştık biz de bir kapta. O akşam Kolkata'ya neden geldiğimi anlamış oldum. Bana sorduklarında Kolkata'dan daha çok aslında Debu, Anusua ve dostlarını sevdim diyebilirim. Keza Debu'nun annesinin yaptığı lezzetli Bengal yemeklerini de Kolkata'ya tercih ederim. Debu'nun annesi yemek yapmayı ve sunmayı çok seviyor. Ayrılırken ellerini öperek ayrılmak istemiştim ama kısmet olmadı. Buradan Sevgili Didi ellerini öpüyorum ve o lezzetli yemeklerin için binlerce kez teşekkür ederim.
Debu ve Anusua, Kolkata'ya trenle 3-4 saat uzaklıktaki Rabindranath Tagore'un kurmuş olduğu okul kompleksinin yer aldığı Shanti Niketan'a gitmemi tavsiye ettiler. Haydi bakalım yalnız yapacağım bir yolculuk daha geldi çattı, üstelik bu kez tek başıma bir otelde kalacaktım. Neyse yine düştüm yollara tedirgin bir halde. Shanti Niketan gerçekten ihtiyacım olan sessizlikte doğal ve kültürel bir kasaba. Ünlü edebiyatçi, şair Tagore'u ve dinlerin ötesinde insanlığın buluştuğu, dersliklerin ağaçların altında yer aldığı okulu boş da olsa görmek etkileyiciydi.
Diwali bayramına denk geldiğim için Shanti Niketan'da neredeyse her yer kapalıydı. Yine etrafı dolaştım ama buranın da pek tadı yoktu diyebilirim. Bir köyden geçerken Pepe adında İspanyol bir adamla tanıştım. Yıllar önce Hindistan'ı gezerken Hintli bir kadına aşık oluyor ve evleniyorlar. Pepe ile karısı şimdi ayrılar ama Pepe hala o köyde yaşamaya devam ediyor, bir sürü değişik iş yaptıktan sonra şimdi ağaçtan mobilya dizaynı işine başlamış. Böyle ilginç hikayeler duymak gerçekten çok hoşuma gidiyor.
Shanti Niketan'dan dönüş yolunda kendimi bir kez daha tebrik ettim, orada da zaten yolculuğum ve kendim hakkımda düşünme fırsatı yakaladım. Sandığımdan çok daha güçlü ve cesur bir kadınmışım:=) Bunu görmek kendimi çok iyi hissettirdi diyebilirim. Dönüşte Kolkata'deki son gecemde mandalalar çizip, diya (kandil gibi) yaktığımız, havai fişekler patlattığımız Diwali bayramını kutladık. O gece Anusua ve Debu bana sürpriz yaptılar ve bana Sare giydirdiler. Debu'nun ablası beni bayram için süsledi, gözlerimize Kajal sürdük, bindilerimizi de taktık, işte hazırdık kutlamalara. O gece de ömrüm boyunca unutamayacağım bir anı olarak kazındı yüreğime. Ertesi gün Delhi uçuşu beni bekliyordu gelsindi bakalım maceralar.
Kolkata'da Hindistan'da bir gezgin grubundan tanıştığımız arkadaşlarım Debu ve Anusua'nın evlerine misafir olacaktım. Orissa'dan sonra ilk kez kendi kurduğum bağlantılarla bir aileye konuk olma fikri gerçekten beni heyecanlandırmıştı. Kolkata, Hindistan'ın büyük şehirlerinden biri, kültürel açıdan çok gelişmiş. Hint Müzesi (Indian Museum) eğer giderseniz mutlaka görülmesi gereken bir müze. Bu müzeye giriş fiyatı da yabancılar için 500 rupi. Bunun dışında yine ziyaret edilecek çok yer var elbette, ancak seçimleriniz neye ihtiyacınız olduğuna göre değişiyor. Yazımın başında da belirttiğim gibi benim büyük şehir görme gibi bir ihtiyacım yokmuş mesela. Ancak; Anusua ve Debu'yu tanımış olduğum, onlarla ve ailesiyle zaman geçirdiğim için minnettarım. Kendimi gerçekten bir kez daha evimde hissettim. Üzerime titrediler desem hiç abartmış olmam. Debu ve Anusua dağcılık ile ilgileniyorlar ve çeşitli rotalara trekking düzenliyorlar. Gezginseniz ve Kolkata'ya yolunuz düşerse bir gün, tanışmanız gereken isimler Anusua ve Debu diye kalıbımı basarım.
Bu arada Kolkata'da ilk günümde ziyaret ettiğim yerler arasında polis istasyonu da bulunuyor. Burayı da görmeden olmaz dedim ve birkaç saatimi istasyonda geçirdim. Olay şöyle seyretti: Bir tapınağı ziyaretimiz esnasında ben görmedim ama bir adam Anusua ve benim videomu çekmiş. Bunun üzerine Anusua ve Debu şikayetçi oldular ve toplumun bu tarz olaylara tepki göstermesi gerektiğini düşündükleri için olayın üzerine gittiler. O an dünyadaki tüm kadınlar için öyle üzüldüm ki, özellikle de Hindistan'daki kadınlar için. Bir yandan ilk gün böyle bir deneyim yaşadığım için garip hissediyordum bir yandan içimde fırtınalar kopuyordu. Birkaç saat bekledikten sonra dilekçe yazıp şikayetçi olduk ve sonuçta adam ceza almadı, bir daha yaparsa ceza alacağına dair imza almış olduk. Ve polis ofisinde gördüğüm manzaralar aslında Türkiye'den çok da farklı sayılmazdı. Şikayetlerini dile getirmeye gelmiş insanlara bağıran polisler, saatlerce beklemeler, bir sonuç alınamaması. O an bir kez daha sordum neden geldim diye. Yaşanan bu tatsız olayı bir daha konuşmadık ve akşam hala bir miktar kalmış olan Tarhana çorbasını pişirip bir güzel içtik.
Bir akşam Debu'nun arkadaşları beni ziyarete geldi. Hep birlikte Bengalce şarkılar söyledik, ben de çok sevdiğim Süper Baba dizisinin müziklerinden dostluk ile ilgili olan şarkıyı söyledim. Şarkının sözleri şöyle:
"Özgürlük, uçsuz bucaksız bir ülke
Sevgin ışık tutmazsa yolumu bulamam ki
Mutluluk uzansam dokunacak kadar yakın
Dostlarım olmazsa tanıda varamam ki"
Bu şarkıyı dostlarla birlikte olduğumda söylemeyi öyle çok seviyorum ki. Dillerin, dinlerin önemini yitirdiği yalnıza kalplerin konuştuğu bir ortamdı. Eriyip karıştık biz de bir kapta. O akşam Kolkata'ya neden geldiğimi anlamış oldum. Bana sorduklarında Kolkata'dan daha çok aslında Debu, Anusua ve dostlarını sevdim diyebilirim. Keza Debu'nun annesinin yaptığı lezzetli Bengal yemeklerini de Kolkata'ya tercih ederim. Debu'nun annesi yemek yapmayı ve sunmayı çok seviyor. Ayrılırken ellerini öperek ayrılmak istemiştim ama kısmet olmadı. Buradan Sevgili Didi ellerini öpüyorum ve o lezzetli yemeklerin için binlerce kez teşekkür ederim.
Debu ve Anusua, Kolkata'ya trenle 3-4 saat uzaklıktaki Rabindranath Tagore'un kurmuş olduğu okul kompleksinin yer aldığı Shanti Niketan'a gitmemi tavsiye ettiler. Haydi bakalım yalnız yapacağım bir yolculuk daha geldi çattı, üstelik bu kez tek başıma bir otelde kalacaktım. Neyse yine düştüm yollara tedirgin bir halde. Shanti Niketan gerçekten ihtiyacım olan sessizlikte doğal ve kültürel bir kasaba. Ünlü edebiyatçi, şair Tagore'u ve dinlerin ötesinde insanlığın buluştuğu, dersliklerin ağaçların altında yer aldığı okulu boş da olsa görmek etkileyiciydi.
Diwali bayramına denk geldiğim için Shanti Niketan'da neredeyse her yer kapalıydı. Yine etrafı dolaştım ama buranın da pek tadı yoktu diyebilirim. Bir köyden geçerken Pepe adında İspanyol bir adamla tanıştım. Yıllar önce Hindistan'ı gezerken Hintli bir kadına aşık oluyor ve evleniyorlar. Pepe ile karısı şimdi ayrılar ama Pepe hala o köyde yaşamaya devam ediyor, bir sürü değişik iş yaptıktan sonra şimdi ağaçtan mobilya dizaynı işine başlamış. Böyle ilginç hikayeler duymak gerçekten çok hoşuma gidiyor.
Shanti Niketan'dan dönüş yolunda kendimi bir kez daha tebrik ettim, orada da zaten yolculuğum ve kendim hakkımda düşünme fırsatı yakaladım. Sandığımdan çok daha güçlü ve cesur bir kadınmışım:=) Bunu görmek kendimi çok iyi hissettirdi diyebilirim. Dönüşte Kolkata'deki son gecemde mandalalar çizip, diya (kandil gibi) yaktığımız, havai fişekler patlattığımız Diwali bayramını kutladık. O gece Anusua ve Debu bana sürpriz yaptılar ve bana Sare giydirdiler. Debu'nun ablası beni bayram için süsledi, gözlerimize Kajal sürdük, bindilerimizi de taktık, işte hazırdık kutlamalara. O gece de ömrüm boyunca unutamayacağım bir anı olarak kazındı yüreğime. Ertesi gün Delhi uçuşu beni bekliyordu gelsindi bakalım maceralar.
Burada çektiğim fotoğrafların hepsini paylaşamayacağımdan yalnızca Diwali bayramına ait birkaç fotoğraf ile bu yazıyı da noktalıyorum:



Yorumlar
Yorum Gönder