Kemaliye (Eğin) Günlükleri-1

Ertesi gün öğleden sonra 14.30 trenine biniyoruz. Kemaliye'ye doğrudan giden bir tren hattı yok, ancak minibüsler varmış sonradan öğreniyoruz. Tren biletlerinin hem daha ucuz olması hem de yolda yavaş yavaş süzülürken manzaraları daha rahat seyredebilme imkanı cezbedici oluyor bizim için. Yol boyunca Erzincan'a giderken uyuduğumdan kaçırdığım manzaraları seyrettiğim için mutlu oluyorum. 

Trenden Bağıştaş İstasyonu'nda iniyoruz ve birden yağmur bastırıyor koştura koştura sığınacak bir yer ararken karşıda gördüğümüz kahvehaneye giriyoruz. Köy kahvesinde sıcacık çaylarımızı içip ısınıyoruz ve Kemaliye araçlarının saatlerini öğreniyoruz. İstanbul'dan memleketine geri dönüş yapan kafenin işletmecisi Serdal ile sohbet ediyoruz. Serdal, bize Bağıştaş Köyü'nün ünlü tostlarından yapıyor, bayıla ayıla, hamurlu gıdaları tüketmeme rağmen tostu yemiyor adeta yutuyorum diyebilirim. Gezmelereden bahsederken Serdal, kafenin yanındaki çimlik alanda turistlerin çadır kurduğundan bahsediyor. Bunu aklımın bir köşesine yazıyorum. Köydeki amcalardan biri türkü mırıldanıyor, gidip yanına dinliyorum. Biraz daha yüksek sesten rica ettiğimde üstü kapalı çalıp söylemeye küstüğünü anlatıyor, fazla üstelemiyorum ben de. Bu yörelerde pos bıyıklı amcalardan çok fazla görüyorum, birbirlerine çok benziyorlar gerçekten. 

Kemaliye'ye giden araç geliyor ve atlayıp gidiyoruz döne döne yollardan Eğin'e Serdal'ın yönlendirdiği kamp alanı işletmecisi İsmail ile de aynı araçta olduğumuzdan indiğimizde doğrudan onunla birlikte kamp alanının yolunu tutuyoruz. İsmail 30 yaşında, o da gezip dolaştıktan sonra memleketine dönenlerden. Yenice bir kamp alanı açmış ve toparlamaya çalışıyor. Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor. Kampta kalıp kalmamak ve çadır açıp açmamak konusunda tereddütler yaşıyoruz. Neyse biz tereddütler yaşayaduralım, İsmail ile sohbet ediyoruz bu arada. İsmail, Kemaliye tarihi ve doğası hakkında epey bilgili. Anlat anlat bitiremiyor Kemaliye ekolojisini, biyolojisini, bitki türlerini, Ali Demirsoy'un kurduğu doğa tarihi müzesindeki örneklerin toplanmasında yaptığı katkıları. Bunda İsmail'in babasının Kemaliye'nin belki de tek turizm rehberinin olması ve çocukluğunun doğanın içinde geçmesinin büyük etkisi olmuş. 

Yağmur hala tüm gücüyle şakır şakır yağmaya devam ediyor.   Ben çadır açmayı göze alamıyorum. Hasan da içeride bir yerde açmaya karar veriyor. İsmail, karavanda kalıyormuş ve bir odasının boş olduğunu  benim kalabileceğimi söylüyor. Ben de hayhay diyorum bu teklife. Karavana doğru giderken ormanda tilkiyle karşılaşıyoruz. Yerime yatıp güzel bir uyku çekmeyi umut ediyorum. Şu anda ormanın içinde bir karavanda, yağmur ve akan derenin sesleri eşliğinde bunları yazıyorum. Yarın Kemaliye keşif için bizi bekliyor.





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hindistan'da Tek Başıma ilk Tren Yolculuğum

Hindistan Aşkı Üzerine Karalamalar

Yalova Dergah