Kayaköy Günlükleri
Çandır'dan sonra yolum Fethiye-Yanıklar Köyü'nde yaşayan dostlarımın yanına düştü. Birbirimize sohbetimizle şifa olduğumuz, dostlarımın sevgili kızları Arya ile oyunlar oynayıp, resimler yaptığımız oldukça keyifli zamanlardan sonra Kayaköy'e geçtim. Kayaköy, Fethiye'den yarım saat uzaklıkta Rumların terk ettiği evlerin olduğu ilginç bir köy. Kayaköy ile ilgili araştırma yaparken öğreniyorum ki, Rumlar da bu köyü bazı kaynaklara göre 11. bazılarına göre 14. yüzyılda Antik Likya Uygarlığı'na ait Karmylassos kenti üzerine inşa etmişler. Eski adıyla Levissi diye anılan köy, mübadele yıllarında boşaltılıyor, yerine Selanik'ten getirilen Türkler ne yapacağız bu kaya gibi evlerde dediklerinden buranın adı Kayaköy'e dönüşüyor. Şimdi terk edilmiş evler direnmekte zamana.
Kayaköy yerleşim olarak geniş bir alana yayılıyor. Evler arası mesafeler oldukça uzun. Köye şehirden yerleşen ciddi oranda bir nüfus var. Türlü sanat işleriyle uğraşanlar, müzisyenler, kabak işçiliği yapanlar, takı satanlar, yoga hocaları ne ararsınız burada. Konaklama olarak apart pansiyonlar, bungolov ve çadırlı konaklama seçeneklerine de rastlamanız mümkün. Misal, Yeldeğirmeni Bungolow evlerinde yoga inzivaları ve kampları düzenleniyor. Bir yoga inzivasının son gecesinde burada konuktum. Birlikte şarkı söylemelere ve dans etmelere doyamadık. Burada karşınıza bir anda deve kuşu, maymun gibi hayvanlar çıkarsa şaşırmayın.
Antik köyün girişinde en eski evlerden biri olduğu söylenen bir evin önünde zeytin çekirdeğinden yaptığı kolyeleri satan biri duruyor. Her lafının başına ve sona "Dostum" koyduğundan "Dostum" olarak anılıyor. Gözleri yeşil hareli iki koca evren, uzayın sonsuz derinliği, Orion nebulası, Samanyolu Galaksisi...Ben ise ona Mısır kökeninden dolayı, Güneşin çocuğu RA diyorum. Enerjisiyle daha karşılaştığımız ilk andan itibaren beni kendine çekti Ra, bir gezenin güneşe çekilmesi ya da pervanelerin ateşe çekilmesi gibi. Saçları çok kıvırcık olduğundan uzadıkça kendiliğinden rasta haline dönüşmüş. Ben de Ra'nın saçlarına adaçayları ve biberiyeler yerleştirdim. Ra, denizcilik ile uğraşmış birçok ülke gezmiş. Yazları, zeytin, iğde ve kızılcık çekirdeklerinden yaptığı kolyeleri satarak yaşıyor, kışın ise dağlarda ev kiralıyormuş. Tam bir orman perisi anlayacağınız. Antik evi de arkadaşlarıyla müze haline getirmişler, gelenlere evi gezdirmekten büyük keyif alıyor. "Psikolojik iyileşme" diye ingilizce bir kitabı var. Bana hem ametist taşlı zeytin çekirdeği bilekliklerinden hem de kitabından hediye etti. Bazen gelenlere kendiliğinden hediye ediveriyor tezgahtakilerden. Kayaköy'ün gönüllü koruyucusu o, Kayaköy'ün sokaklarına güneş gibi doğuyor. Aşık hayata çünkü Ra, seviyor insanları ve her anın kıymetini biliyor, bir kere bile doktora gitmedim ben diyor. Böyle insanlarla tanıştıkça seviniyorum. Gönülden hizmet eden insanlardan çok var bu yeryüzünde.
Dostum Ra ve ben
Dostum'un her gün güne öperek başladığı antik evin kapısından bir desen
Dostum tezgahının başında ona yazdığım mektubu okurken
Kayaköy'de inceden bir yağmur başladı ve evdeki sedirin kokusu karıştı toprağın kokusuna
Antik evin penceresinden Kayaköy seyri
Kayaköy'ün yakınlarında gezilecek doğal koylar, manastırlar vs. gibi ilginç yerler var. Ancak ben bunlardan Darboğaz denilen yere gittim sadece. Darboğaz'a yolda arabanızı bırakıp patika yoldan biraz yürüyerek ulaşıyorsunuz. Darboğaz turkuaz mavisi suların olduğu iki yanı denizle kaplı bir boğaz. Burada denizin şifalı sularıyla yıkandım, yanımda bikini olmasa da giysilerimle daldım suya. Darboğazın tam orta yerinde çadırda bir aydan beri orada yaşadığını söyleyen Berivan ile tanıştık. Bana çam ağaçlarının yapraklarından demlediği çaydan ikram etti. Yine içimi umut kapladı, yüreğinin sesini dinleyip yollara düşen ne çok insan var.
Köy'de Kibele adında, bir arkadaşımda kaldım. Kendisi arkadaşımın arkadaşı, tereddütsüz aradım ve beni tereddütsüz kabul etti evine. İsmi bir tanrıça ismi, kendisi heykeltraş aynı zamanda sanat kampında eğitmenlik yapıyor. Kibele'nin evi çatı katında, kocaman bir de terası var. Daha içeri girer girmez dertleşmeye başladık, bir kız kardeş daha çıkagelmişti işte hayatıma.
Orada olduğum günler boyunca çok vakit geçirmesek de gördüm ben Kibele'nin yüreğini. Ah koca yürekli kadın, evindeki sünnet edilen kadınlar anısına yaptığın heykel gözlerimin önünden gitmiyor. Bir de sanat kampında gönüllülük yapan Şansal ile tanıştık. Şansal da geçirdiği sıkıntılı dönemlerden sonra Kayaköy'e gelmiş ve buradan ayrılamamış. Sanat Kampında gönüllülük yapmaya karar vermiş o da. Oradaki işleri yapmak ve köyün doğal havası ona baya iyi gelmiş görünüyor. Gitme zamanı geldiğinde tekrar şehre dönmek istemediğimden mırın kırın etmelerime yazı tura oynamamız. Beni minibüse bindirirken seni takip edeceğim yollara düştüğünü göreceğim demeleri kulaklarımdan gitmiyor. Yollarda karşılaşmalar, paylaşılan hikayeler, destek olmalar, birlikte büyüyoruz işte damla damla.
Orada olduğum günler boyunca çok vakit geçirmesek de gördüm ben Kibele'nin yüreğini. Ah koca yürekli kadın, evindeki sünnet edilen kadınlar anısına yaptığın heykel gözlerimin önünden gitmiyor. Bir de sanat kampında gönüllülük yapan Şansal ile tanıştık. Şansal da geçirdiği sıkıntılı dönemlerden sonra Kayaköy'e gelmiş ve buradan ayrılamamış. Sanat Kampında gönüllülük yapmaya karar vermiş o da. Oradaki işleri yapmak ve köyün doğal havası ona baya iyi gelmiş görünüyor. Gitme zamanı geldiğinde tekrar şehre dönmek istemediğimden mırın kırın etmelerime yazı tura oynamamız. Beni minibüse bindirirken seni takip edeceğim yollara düştüğünü göreceğim demeleri kulaklarımdan gitmiyor. Yollarda karşılaşmalar, paylaşılan hikayeler, destek olmalar, birlikte büyüyoruz işte damla damla.
Kibele ve Şansal ile çocuk gülüşleri
Fark ediyorum ki Kayaköy'de de gittiğim diğer yerlerde olduğu gibi gezmekten daha çok insan biriktirmişim. Ben insanların hikayelerini dinlemeyi, gözlem yapmayı, gözlerinin içine bakmayı, gönülden bağ kurmayı çok seviyorum. Kayaköy'de olduğum günler boyunca evden çıkınca ilk işim Ra'nın yanına gitmek oluyordu, gönlüme de ah şuraya gideyim diye düşmüyordu hiç.
Kayaköy'de bol bol şarkı, türkü söyledim, dans ettim. Doğal halimle o kadar rahattım ki, meyve ağaçlarından bol bol erik, kayısı, kırmızı dut yedim. Dost meclislerinde bulundum, gönlümü hoş tuttum. Kayaköy'deki günlerin sonunda yaşadığım deneyimlerden idrak ettiğim bazı noktalar var. Mesela kendi alanımı korumamın, insanlarla olmayı bu kadar severken istemediğim ortamlardan kendimi uzak tutabilmenin, kendi enerjimi önce kendime saklamanın önemimi bir kez daha idrak ettim. Ayrıca para ile olan ilişkimi sorguladığım deneyimler de yaşadım. Armağan ekonomisi namı diğer kutsal ekonomi üzerine bu aralar tefekkür etsem çok yerinde olacak. Bunu dedim ve Ayşe Dirikman Kalıpçı'nın Ankara'da Kutsal Ekonomi Çemberini yapacağını öğrenince çok sevindim. Ve Ankara'ya dönüş yolunu tuttum.






Yorumlar
Yorum Gönder