Kayıtlar

Temmuz, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yalova Dergah

Kimi yavaş yavaş dar bir alanda, kimi daha hızlı geniş bir alanda dönüyordu...Herkes kendi ritmince, kendi meşrebince karışıyordu evrene...Müziğin her dilde söylendiği, tüm kimliklerin, etiketlerin eridiği, dansın, insan olmanın her hâline tanık olduğum yer burası...Dünyanın türlü köşelerinden kendi olmaya, içerideki "ben" ile bağ kurmaya çalışan yolcular, dervişler, gezginler, müzisyenler, insan olma yolunda gidenlerin uğrak mekanı...Soluk alma, dinlenme, kimi zaman dinginliğin kimi zaman coşkunun yaşandığı, dillerin susup gönüllerin konuştuğu yer burası...Yargılanmanın, yargılamanın olmadığı, herkesin dilediğince kendini yaşadığı, hep birlikte, saygı ile işlerin görüldüğü, barışın ve huzurun diyarı...Gönüller diyarı...Dönenler Aşk ile...Kimi tavaf halinde mekanı, kimi yüzüyor içindeki sonsuzluk denizinde, kiminin gözleri açık kiminin kapalı, kiminin yüzünde neşe ve huzur, kimi kapaklanmış yere akıtıyor gözlerinden damla damla...Kiminin elleri yüreğinin önünde bağlanmış, ki...

Şiir

Resim
Kadınım, Ellerim var toprağa şekil veren, tohumlar eken Rahmim var, acıları yeniden doğuran umuda Gözlerim var, güzelliği gören etrafta Göğüslerim var, dünyayı besleyen ve beslendiğim dünyadan Kalbim var; sevgimden sunduğum damla damla Saçlarım var, rüzgarda savurduğum özgürce Bakışlarım, deli bir orman Gülüşlerim, bir baykuşun çığlığı Sevişlerim, kurtların oynaşması Boynum, çölde bir kum tepesi Kirpiklerim, ipeğin en saf hali Yonim, yaratan evreni yeni baştan Dudaklarım, kelebeklerin en renklisi Öpüşlerim, can katar solgun ruhlara Dansım, lirik bir şiirdir Ayaklarım, bir perinin kanat çırpışları, taşır beni sonsuzluğa Sesim, bir ceylanın göz kırpışları, başakların salınışı.... Burcu

Antep Elleri

Resim
Urfa'nın boğucu sıcağından kurtulmak için kendimi Gaziantep'e attım. Urfa'dan batı tarafına otobüslerde hiç yer bulamadım, belki Antep'te bulurum umuduyla geldim Gaziantep'e. Otogarda sorduğumda yine bilet olmadığını öğrendim ve gelmişken şehri gezmeye karar verdim. Aslında Gaziantep de görmeyi istediğim kentlerden biriydi, lakin sıcaklardan bunaldığım için artık serin yerlere gitme ihtiyacında olduğumdan yine vazgeçiyordum neredeyse. Bir dolmuşa binerek tarihi Bakırcılar Çarşısı'na gittim, Tütüncü Hanı'na oturdum. Kentleri, kentlerdeki hanları solumayı, karakterlerini çözmeyi çok seviyorum. Burnumda baharat, nargile, kahve kokuları, kulaklarımda gençlik dönemlerimde dinlediğim türküler...Doğu gezisi boyunca dinlediğim türküler gençlik yıllarımı hatırlattı bana hep. İyi ki gelmişim Antep'e, Anadolu Jam grubundan da yuvamı bulunca keyfime diyecek yoktu. Tütüncü Hanı Antika mataralar Antep'te de yine diğer şehirlerde olduğu gibi çok g...

Halfeti Günlüğü

Resim
Urfa'dayım eski adıyla El-Ruha'da. Balıkların kutsal sayılıp yenmediği, peygamberler diyarı kentte...Dışarıda çöl sıcakları, yel sıcak sıcak yalamakta yüzümü, kıyafetlerim terimden defalarca yıkanmış yapış yapış üzerimde. Urfa sokaklarından bir kafeden yazıyorum bunları, gezginlerin uğrak mekanı Limon Kafe'den. Buranın serinliği ve çalan türküler nefes almama yetiyor. Halfeti'ye gidecek kimse çıkmıyor aracıyla, çıkanlar da içime sinmiyor. Sıcaklardan da beynim yanmış vaziyette ne yapacağıma karar veremez halde kafede dinlenmeye çekiliyorum.  Kafenin sahibi Ahmet ile masada oturup sohbet ederken bir arkadaş geliyor masamıza. Mehmet imiş ismi, müzisyen bir can. Alıyor eline bağlamayı ve çok sevdiğim kürtçe şarkılardan söylemeye başlıyor. Aşıklarla karşılaştığım için seviniyorum yine. Birden kafe şenleniyor, bir arkadaş daha giriyor içeri. Ahmet, Halfeti'ye gidelim mi diyor ve hadi gidelim diye cevap çıkıyor ekipten. Birkaç gündür o kadar çabaladım Halfeti'ye ...

Urfa'nın Sıcakları

Resim
Elazığ'dan Urfa'ya vardığımda bir arkadaşımın henüz tanışmadığım arkadaşının annesi Songül karşılıyor beni. Evleri Balıklıgöl'e yakın eski Urfa evlerinden. Mardin'de de eski evlerde kalmıştım, bu konuda şansım iyidir gerçekten. Çarşılardan, kemerli sokaklardan geçip eve varıyoruz. Evin avlusundaki dibekler ve tokmak dikkatimi çekiyor hemen. Ev, avluya açılan odalar, üst katta bir oda geceleri yıldızlara bakarak uyunan bir de dam şeklinde dizayn edilmiş. Bana ayrılan odaya geçiyorum ve meraklı gözlerle etrafımı inceliyorum. Biraz dinlendikten sonra Songül ile Balıklıgöl ve çevresini gezmeye çıkıyoruz. Havalar çok sıcak ve bayrama denk geldiğimden Balıklıgöl çevresi çok kalabalık. Songül büyük bir şevk ile Balıklıgöl'ün ve İbrahim peygamberin hikayesini anlatıyor. Eyyüp Peygamberin makamını da ziyaret ettikten sonra kısa Urfa turumuzu sonlandırıyoruz şimdilik.  Avludaki dibekler                           ...

Urfa'ya Uğurlama

Urfa'ya gideceğim gün beni yolcu etmeye Birgül geliyor. Otobüs saatine hala vaktimiz olduğundan bir kafede bir şeyler içiyoruz. O sırada Birgül'e mektup yazıyorum aceleyle. Katlayıp veriyorum mektubumu, yüreğimden bir damla akıtıyorum esmer kağıtlara. Canım kız kardeşim Birgül, kız kardeş olabilmenin sıcaklığını uzun zamandan beri ilk kez hissediyorum seninle. Gönlünden gönlüme bir yol kuruldu, bir olduk sanki biz. Senin şefkatin, hoşgörün, sıcaklığın sarıp sarmaladı beni. Otobüs saati gelince inceden bir sızı kapladı yüreğimi. Sarıldık sımsıkı, gözlerimden yaşlar süzüldü. Süzülen yaşları gizlemek için arkama bile bakmadan koştura koştura bindim otobüse. Sonradan Birgül, arkana bile bakmadan gidişin içime oturdu demişti. Demek canım gidişimi izlemişsin sen. Sarı papatyalar takılı saçlarını savur özgürce rüzgarlarda.  Otobüse bindiğimde biraz daha rahatlamıştım, onunla tanıştığımız ve birlikte zaman geçirebildiğimiz için şükran doluydum. Birgül'e hediye ettiğim kitap geld...

Elazığ ve Birgül'ün Ailesi

Elazığ'da bir bayram sabahı çocuk sesleri, şen kadın kahkahaları arasında uyanacağım aklıma gelmezdi hiç. Bir an nerede olduğumu şaşırmıştım zaten. Birgüller; Kader, Güneş, Songül, Nurgül, Birgül, Sümbül altı kız kardeş ve üç erkek kardeş  olmak üzere  toplamda 9 kardeşler. Her biri başka yerlerde yaşamlarını sürdürüyorlar. Uzun zamandan beri ilk kez hepsi bir araya geliyormuş, onuncu kardeş de ben oluveriyorum.  Kızların her biri birbirinden alımlı, bellerine kadar uzanan saçları, esmer tenleri ile alımlı Kürt kızları. K ız kardeşler ve yengeler ile birlikte hazırladığımız kahvaltı sofrasına oturmak çok keyifliydi. Bu kadar kalabalık bir kadın ahalisiyle birlikte olmak enerjimi arttırmıştı. Bahçeye çıkıp vişne topladık birlikte, sonra topladığımız o vişnelerin çekirdeklerini çıkardık imece usulü. Özlemişim köyde  türküler eşliğinde  kuzenler ile birlikte tarhana, kışlık erzak vs. köy işi yaptığımız zamanları. Kızlar bana öyle sıcak davranıyor ki sanki yıllardı...

Dersim Günlükleri 4

Resim
Ertesi sabah Deniz beni merkeze bırakıyor, ne yapacağımı hala bilmiyorum. Deniz ile vedalaşıyoruz. Deniz'in engin tıbbi bitkiler bilgisinden faydalanmak, Dersim'in dağlarını dolaşmak iken niyetim gezinin bambaşka bir hal almasını ilgiyle izliyordum ben de. Deniz ile çok sıcak ayrılmadığımızın da farkındaydım.  Merkezde nereye gideceğimi bilemez bir halde telefon faturamı ödemek üzere bir Vadofone merkezine giriyorum ve sohbete başlıyoruz. Giriş o giriş birkaç saat kalıyorum orada, çaylar söyleniyor, dün yaşadığım olayı anlatıyorum. Öyle sakin karşılıyor ki, şaşırıyorum. Bir yandan alışmak kelimesi çok çirkin geliyor, diğer yandan alışmayıp da ne yapacaksın, her seferinde şok şok bünye nasıl kaldırır tahmin edemiyorum. Bu arada Birgül ile telefonlaşıyoruz. Beni almaya yanıma geliyor ve ani bir kararla günübirlik Ovacık'a gitmeye karar veriyoruz. Atlıyoruz dolmuşlara ve yüreğim biraz tedirgin koyuluyoruz yola. Yolda gördüğüm manzaraları görünce iyi ki gelmişim diyorum. Mun...

Dersim Günlükleri 3

Pülümür'de geçen son günde ilk kez çıkıyorum evden Birgül ile kuş sütü eksik kahvaltımızı yapıyoruz ve yönetmen arkadaşı Caner'in evine gidiyoruz.  Caner'in Dersim'in yaşlılarından yöreye özgü masalları topladığını öğreniyorum. Bir hayli ilgimi çekiyor, Birgül de ara sıra yardıma gidiyormuş Caner'e. Birlikte çektikleri Sabi Nine'nin Zazaca söylediği türküyü dinletti bana Birgül.  Caner şehrin biraz dışında kırmızı köprü diye bir mevkide köy evinde tek başına yaşıyor.  Köy evinin bahçesini otlar bürünmüş, vahşi bir ormana dönüşmüş adeta. Hamakta Birgül ile keyif yapıyoruz, eğlenceli fotoğraflar çekiyoruz. Bir güzel dinleniyoruz Caner'in huzurlu bahçesinde. Birkaç adım ötede operasyonlar oluyor birkaç adım beride huzurlu bir köy bahçesi. Aklım almıyor, bir yandan bunca şeyi nasıl kaldırır insan psikolojisi diyorum. Bir yandan insanların toprakları, köyleri işte yaşıyorlar, ölümle her an burun buruna. Hemen hemen her gün helikopter sesi duyarak, bir yanda çat...

Dersim Günlükleri 2

Yazıyı bu şarkı eşliğinde okumanızı öneririm. Metin Kemal Kahraman-Düzgün Baba Dersim'de şehir merkezinde dolaşmaya çıkıyorum tek başıma. Dedim ya bayılıyorum bir kentin kafelerini, kitapçılarını, sokaklarını tek başıma keşfetmeyi. Baran Kitabevi dikkatimi çekiyor, önünden birkaç kez geçmişim yeni fark ediyorum. İçeride gördüğüm defterler, dergiler, kitaplar alıyor beni benden. Kurtlarla Koşan Kadınlar'ın yeni baskısını görüyorum. Alıp elime kokluyorum kapağını, okşuyorum. Kitapları geziyorum da, derdim sohbet aslında. Kitapçıda çalışan Sibel ile konuşmaya başlıyoruz, bir çay söyleyeyim diyor. Oturuyorum yere, nereden geldiğimi, ne yaptığımı soruyor. İlgiyle dinliyor beni, ben de geldim Dersim'e bir daha gitmek istemedim diyor.  O sırada Deniz giriyor içeri, birlikte Munzur'un kenarındaki Celal Doğan lokantasına gidiyoruz. Çalan müzikler ile Munzur'un parlayan suları karışıyor birbirine. Yöreye has Gulik (Çiriş) otunun yumurtalı kavurmasını yerken dilim da...

Dersim Günlükleri 1

Resim
Dersim'de geçen günleri defterime hiç yazmadığımı fark ediyorum. Biraz da içim titreyerek Metin Kemal Kahraman'ı dinleyerek yazmaya koyuluyorum. Dersim'e giderken bir sürü kontrol noktasından geçiyoruz. Birkaç kez kimlik kontrolünden sonra gördüğüm yüce dağlar beni büyülüyor. Merkeze vardığımda Deniz gülen yüzüyle karşılıyor beni. Ballandıra ballandıra anlatıyor haftasonu Ovacık'taki kamp maceralarını ve Munzur'un güzelliğini. Kısa bir yürüyüşe çıkıyoruz şehrin merkezinde. İçinden Munzur geçen, dağların eteğine kurulmuş, her yandan türküler yayılan bir kent düşünün. Munzur kenarında türküler söyleyen gençler, piknik yapan aileler görüyoruz. Karpuz yiyen bir aileden bir dilim karpuz alıp şehir turuna devam ediyoruz. Deniz'in Munzur'a olan aşkını her hücremle hissedebiliyorum. Bir köprünün üzerinde durup selam veriyorum ben de Munzur'a ve bir tepenin başına çıkıp biraz dinliyorum onu. Adına türküler yakılan,  dualar edilen, gözelerinde cilalar yakılan, ef...